SrknNsl panosu

arkadaşları neler demiş?

sustum...tapılası ruhunu çekde bak bana,bu kalabalık,dilimi kemirmekte kekeme akşam üstlerinin

anoreksi   08 Temmuz 2008 16:37  

Aysel Git Başımdan

Aysel git başımdan ben sana göre değilim

Ölümüm birden olacak seziyorum.

Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün

Dağıtır gecelerim sarışınlığını

Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,

hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

Benim icin kirletme aydınlığını,

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün,

gözlerim hızlandırır tenhalığını

Yanlış şehirlere götürür trenlerim.

Ya ölmek ustalığını kazanırsın,

ya korku biriktirmek yetisini.

Acılarım iyice bol gelir sana,

sevincim bir türlü tutmaz sevincini.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

Ümitsizliğimi olsun anlasana

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Sevindiğim anda sen üzülürsün.

Sonbahar uğultusu duymamışsın ki

içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,

uzak yalnızlık limanlarına.

Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,

Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.

Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.

Sakın başka bir şey getirme aklına.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim,

ölümüm birden olacak seziyorum,

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Aysel git başımdan seni seviyorum...

Attila İLHAN

SrknNsl   27 Haziran 2008 02:31  

düşler tek gerçekliktir...

SrknNsl   12 Haziran 2008 17:22  

belki onlarda gerçek değildir...

SrknNsl   13 Haziran 2008 12:44  

gerçek ne ulan?!.

SrknNsl   17 Haziran 2008 01:51  

farkında olmak istemediklerimiz...

lost jedi   17 Haziran 2008 19:50  

eğer irademdeki külleri kayalara dönüştürmeyi başarabilirsem yıkamadığım kale, kırmadığım zincir, bükemediğim bilek kalmayacağına emin olabilirsin dostum. öpülesi eller hep olur ama bu el düşmanının ki olmaz.

kanat dokumak ruhun ipeksi yapısından aldığı ilhamla sanatçının emeğini ezeli ve ebedi sıfatlarına işler. kainat kitabı için dediler ki anathema çalışmak. bunu burda doğruluyorum.emek, ruhun öze susamışlığını alın terinin insan elbisesini hafifçe ıslatarak sıcak taneler şeklinde damlamasıyla oluşan hazzın en sağ ve saf halidir...üzerine dokunan elbisenin bu hazla yapıldığını bilen insanın huzuru; aksine o elbisenin en iğrenç yollarla haksızlıklarla rezilliklerle kazanılmış ucubiyetlik ve en aşşağalık ten sıfatlarına sahip olan birilerinin yasa dışı kazançlarının aklanması için yapmış oldukları işlerden biri olduğunu bilmeyen insanın takınmış olduğu keyfiyet arasındaki fark kelimelerle anlatılamayacak kadar ACI dır...işte HELAL ve HARAM arasında böyle bir ifade köprüsü kuruyorum.dileyen okur dileyen okumaz. Saf bir öz vs Kandan bir Köz...

SrknNsl   12 Haziran 2008 17:10  

duyarsızlaşmayı öğrenemezsen, hayatta kalma şansın azalır.
duyarsızlaşmayı "başar"ırsan, hayatta kalman anlamsızlaşır.
paradokslardan seç beğen al, sonra çuvaldızı kendine batır
acısın hücrelerin... sussun kelimelerin...
ama unutma; herkesin niyetini gerçekleştirmek zorunda olan sen değilsin.

SrknNsl   12 Haziran 2008 17:07  

hayatı stratejik yaşamak gerektiğinin bilincindeyim şu sıralar.aslında strateji hakkında kafa patlatmak gerekiyor biraz.neyi nasıl hangi araçlar kullanarak gerçekleştirmekte zaman ve mekanı bir bütün ve o an orada hazır olarak uygulama yapmak önemli.eğer planlı yaşıyorsan hayatını sınırlamışsın demektir.sınırların içinde yaşıyorsan tüm alanı kaplayabilmelisin.eylem üzerinde sadece düşüncede durmak yolda seni ilerletmez.ama harekete geçtiğinde rahat adımlar atmana olanak tanır.yani henüz bir yolda yürümeyen bir insan yolun nerede başlayıp nerede son bulacağını ya da yol ayrımları hakkında fazla bir bilgisi yoktur.yol bilincinde olmayanlar kaderlerine razı olmaktan uzakta seçimlerinin sonuçlarına katlanırken hep şikayette bulunmaktadırlar.işte stratejinizi gerçekleştirmek için YOL'u tanımalısınız.

Yol:2likten Tek'i vurmaktır bir savaşçının görüsüyle.Y:2 yani çokluk yani Kainat, o:O yani Tanrı L:light ya da lamba.bütün mahlukatın Tanrı'ya ulaşması.Buna inanmanız belki de gerekmiyor.çünkü hepiniz Kainat'ta istesenizde istemesenizde bileti ezelden kesilmiş birer yolcusunuz ve de bu geminin kaptanı benim.O'na gidiyoruz.Kimimiz Cemal'ine....Kimimiz Celal'ine!

"Onlar için bir delil de Biz'im onların neslini içi dolu bir gemide taşımamızdır."

Bu söze inanmayabilirsiniz.Ama size şunu söylüyorum ne çilek ne muz ne kahve ne sevgi ne aşk ne sawaş ne de başka güzel olan birşeyden daha lezzetli bir besini var kalbimin...

SrknNsl   12 Haziran 2008 17:06  

eğer mutluluğu yakaladıysan ötesinde ne varsa ona ulaşmaya çabala,zamanın varken...

SrknNsl   12 Haziran 2008 17:03  

mutlu bir yıl istersen
bu yıl umudunu kutluluğa
kutlu bir ömür istersen
bugün mutluluğunu umuduna bırak gitsin

SrknNsl   12 Haziran 2008 17:00  

ne gönüller göğü deldi geçti
dünyaya dönen var mı?
ne gönüller öldü gitti
dünyaya dönen var mı?
bilir misin sen yolcu
tanır mısın dostları?
içlerinde bir tane bile
dünyayı öven var mı?

SrknNsl   12 Haziran 2008 16:59  

Ulu düşler üzerine

Sonsuz boşlukta kendini kaybeden gölgenin… Hikâyesidir bu. Bir ulu yıldız ın varlığıdır onu yaşama bağlıyan.

Kardeşlerim, insan derin bir boşluktur ve her boşluk acı verici özlemeler gebedir. Kim görse onda derin özlemlerin izlerini fark eder.

Bin yıllık tutsaklığın zincirini kıran odur.

Bir tek varsayımdır ve her varsayım genel bir düşe hizmet eder. Burada başlar ulu canların sonsuzluk yolculuğu.

Herkim onu görse...derin özlemlerinide görür. Bakın orda en ulu karanlıklara dahi meydan okuya bilir… Cüretkâr, kararlı, cesurdur.

Derin bir özlemdir insan ve her insan biraz deliliği över..!

Fakat delilik cesaret ve bilgeliktir… Her delilik toplumsal ahlaka karşı geliştirilmiş tepki olarak doğar.

Kardeşlerim… Sürü toplulukları var hala, bakın ordalar işte ve her sürü biraz korkak, cılız ,ahmaktır.

Nerde sürü varsa orda… Ahlak ve yasalar vardır.

Kardeşlerim, biz sürü ahlakına şiddetle karşı çıkıyoruz “nihilist” dinlerin budalaca öte dünyasına değil, yeryüzüne karşı günah işlememeyi öğütlüyoruz.

Kardeşlerim...!

Nihilist dinlerin öte düşüncesi… Sürü için idealdir ve her ideallik biraz kaçıklıktır, ama onu biz çağırdık… Şimdi otursun yanı başımızda.

Bir gün gelecek…insanlık gerçeği şöyle haykıracaktır..!

“Ne çarmıha gerilen, nede etrafında dönülene” inanırız biz “ulu yıldıza” bakıp dans eden şarap içine... Ulu Dostumuz deriz

Burada sonra erer ulu canların sonsuzluğa kavuşması.

Doğucan

Dogucan   12 Haziran 2008 14:02  

SrknNsl   12 Haziran 2008 02:35  

SrknNsl   12 Haziran 2008 02:28  

SrknNsl   12 Haziran 2008 02:23  

Gidene kal demeyeceksin Gidene kal demek zavallılara Kalana git demek terbiyesizlere Dönmeyene dön demek acizlere Hak edene git demek asillere yakisir Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme yoksa değersiz olan hep sen olursun Düşün Kim üzebilir seni senden başka Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen Kim mutlu edebilir seni sen hazır değilsen Kim yıkar yıpratır seni sen izin vermezsen Kim sever seni sen kendini sevmezsen Herşey sende başlar sende biter Yeter ki yürekli ol tükenme tüketme tükettirme içindeki yaşama sevgisini.

SrknNsl   12 Haziran 2008 01:07  

metastaz yapardı yalnızlığım
beni üzdüğün zamanlar
karnımın sertliğinden başlardı
yüreğime yayılırdı küstahça
beyinimin kusurlu kıvrımlarını işgal ederdi
morfini ellerindi bu hastalığımın
morfini bakışlarındı
morfini dokunmasıydı dudaklarının boynuma
damarıma basardım yorgun kenti morfin diye
ardından
seni görürdüm bütün sokaklarda
iki elinde kırmızı bir ipin iki ucu
yahut mavi bir top ellerinde
ya da bir tebeşir
kaldırımda sek sek oynardın
sekerdi aşkımız yaralı iki yaşamın ortasında bir yerlerde
kekemeydi bütün depremler bu coğrafyada
morfin verilmediği sürece durmazdı yer
sallardı beşik gibi ömrümüzü
ben olurdum yeryüzü
sen sevdikçe parmak uçlarımı
baktıkça gözlerime
yeryüzü olurdum
dağıyla, okyanusuyla, rüzgarıyla
morfin kanıma hüccum ettikçe
gözlerimden kayıp geçerdi geçmiş
uç uca eklenirdi kırıklıklar eklembacaklı bir yanılgı olurdu hayat
bulutlar barut yüklüydüler
kentelere savaş çığlıkları yağardı
toz duman olurdu yaşam
ölüm kokardı ölüm tüterdi insanların gözlerinde
ölümsüz düşler
yaşamsız kehanetler
yaşlı bir cadı görürdüm
her morfin verilişinde o odada
halüsnasyon derlerdi korkma
inanmazdım hiçbir zaman
çığlıklarla sırılsıklam sana sarılmak isteği doğardı delice
gözlerini uzatırdın
ellerime verirdin bakışlarını
gözlerinin ucunda intihar mevizleri gibi konuşlanırdım
bakmak istemezdin o vakit
kaçırırdın gözlerini
kaçırırdın ve pimi çekilmiş zaman patlardı damarlarımda
hep merak ederdin neden
şiirlerimde çokça önad kullandığımı
adsızdım çünkü önümü göremezdim
çocuktum daha çocuğundum...
bu yüzden adlandırmaya çalışırdım her şeyi aceleciliğim bu yüzdendi önden gitmelerim

SrknNsl   11 Haziran 2008 20:41  

Gel şimdi severmiş gibi tüm masum delileri.
Dokun iliklerimde saklı yerleşim birimlerine
Uydumdan düş deliren saç tellerime..

Moleküllerimin soluksuz sancılarını seyrettir avuçlarıma
Deli gibi sömür bedenimi,her an bitecekmişim gibi
Parmak aralarımda tepinen sincaplara koş..

Bütün damarlarıma aşk vur,şişsinler..!
İzmaritlerini söndür spermlerinin
Çocuklarını uyut göğüs uçlarımda
Koklat burunlarına telli örgülerimi
Beni gebert yurdumdaki başörtülü yalanda..

Gözlerimi bırak sadece,ben görürüm göğüslerimin limanını
Renki siyah olsun yokoluşculuğumuzun,
Ayak kapları topuksuz,ruhu etsiz,kemiksiz
Koşmadan geçen,görülmeyen baş örtülü mekanizmada.
Durmadan yürüyen,isyanı boşa çeviren
Ve hatta yenilgiyi bile hak etmeyen
Hepimiz kör edecek siyah bile olamayan o buz gibi devrim çağında..!

anoreksi   07 Haziran 2008 20:32  

ışıkalrı söndürün
kapatın kapıalrı ardına dek
avuçalrınızı aralatın yağmura
ve yumun gözlerinizi dünyaya
ıslanmaktan korkmayın titresenizde,
uzaklardan sallayın elinizi yarinize
sevgi hissettirir avucunuzun o soğuk teri
yağmurlarla gönderin hissinizi
su gibi aksın gitsin yürteğiniz.
bu gün ölülerden bahsedin bana
topraklardan söz edin
bir yavrunun öksüzlüğü çınlasın kulaklarımda
ve deyin ki; bu evrene fazlasın
vurun bedenimi taşlara
tırnaklarımı toprağın sırtına bağlayın
ezin beni yok edin
sesimi kısın kimse duymasın olanları
beynimi yiyin artık
beni o dünyada azad edin

anoreksi   07 Haziran 2008 20:28  

HER GİDENDEN BİR GÜLÜMSEME KALIR

zaman siler acıları
kinin biley taşı kırılır
hüzün birikir elbet
ıssız sular şiire karışır yıllanmış bir ömürdür közden küle dönüşen ateş söner, kül savrulur kış bir kardelene yenik düşer gök,
uçan kuşun kanadına sen ey kalbim,
titremez misin
uzak bir hatıra gelip dayanınca kapılarına?

SrknNsl   07 Haziran 2008 19:01  

MetaLBooRock   03 Haziran 2008 14:36  

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Can YüceL

SrknNsl   03 Haziran 2008 12:24  

son not ekleyenler

yeniden eskiye doğru

  1. anoreksi
  2. SrknNsl
  3. lost jedi
  4. Dogucan
  5. MetaLBooRock